top of page

Öz-Şefkat Üzerine

Öz-şefkat, son yıllarda sıkça gündeme gelen bir kavram olup, kişinin kendi acısına karşı hassasiyet duyması ve bu acının giderilmesine yönelik eyleme geçmesi anlamını taşımaktadır.

Hayat her zaman doğrusal ve stabil bir çizgide ilerlemez. Yaşamımız boyunca baş etme kapasitemizi zorlayan birçok olumsuz olayla karşılaşırız. Yaşamın doğal akışı içerisinde sevdiğimiz birini kaybetmek, bir ilişkinin bitişi, çok istediğimiz bir işin son mülakatında takılmak, sınavdan beklediğimiz sonucu alamamak gibi canlı ve cansız pek çok kaybın yasını tutarız. Bu durumlar karşısında bazen yoğun hayal kırıklığı, üzüntü ve kaygı gibi çeşitli duygular taşırız.

Hayatta hangi zorluğun içinden geçersek geçelim, belirleyici olan onun içinden geçerken kendimize nasıl davrandığımızdır. Direksiyonun başına içimizdeki eleştirel yan geçtiğinde, kendimizi kıyasıya eleştirir, acımasız ve sert davranırız. Kendimize kötü davranmamız yaşadığımız zorluğu kolaylaştırmadığı gibi içinde bulunduğumuz durumu daha kaotik, yıkıcı bir yerden algılamamıza sebep olabilir. Diğer tarafta ise sağlıklı yetişkin yanımızla temas kurarak acımızı fark edebilir, acıyla beraber ilerlemek konusunda kendimize alternatifler tasarlayabiliriz.

Zorlandığımız bir durum karşısında baş etme becerilerimizi görmezden gelmek, olayı büyük bir mercekten görüp genelleştirmemize, bazen de olayı kimliğimize atfetmemize sebep olur. Kendimize karşı yaklaştığımız bu anlayışsız tutum bizi deneyim karşısında güçsüzleştirir ve durumla baş edebilecek problem çözme becerilerimizi devre dışı bırakır.

Öz-şefkat, başkalarının acısına merhamet gösterebildiğimiz gibi, kendi acımıza da şefkatle yaklaşmayı hak ettiğimizi kabul ettiğimizde başlar. Kendinize yakın bir arkadaşınız gibi yaklaşmak, sorunla baş edebilecek kaynaklarınızı açığa çıkarmak nasıl hissettirirdi? Sizin yaşadığınız biricik zorluğu bir arkadaşınız yaşıyor olsa bu durumda ona ne söylerdiniz? Neler yapardınız onun için? Ses tonunuz, yaklaşımınız, mimikleriniz nasıl olurdu? Peki benzer bir acıyı kendiniz yaşadığınızda tutumunuz neye benziyor? Benzer bir yargısızlığı, nazik olma halini kendimize ne kadar sağlıyoruz? Kısa bir süre durup bu sorunun cevabını düşünmek içsel kaynaklarınıza temas etmenizi sağlayabilir.

Kendimize şefkat gösterebilmemiz için ilk önce sıkıntı ve zorlukları fark edebilmemiz gerekiyor. İçimizde ve dışımızda olan biteni yargılamamayı, belirli bir niyet ve kabul ile acıyı gözlemlemek neye ihtiyacımız olduğunu kendimize sormak, gereksinimlerimizi karşılamamızın yolunu açar.

Araştırmalar kendine şefkatli davranan bireylerin stresle daha iyi baş edebildiklerini, yüksek düzey yaşam doyumu raporladıklarını, ve daha sağlıklı ilişkiler kurabildiklerini göstermektedir (Germer ve Neff, 2018).

Öz-şefkat, kendini şımartmak ya da hataları görmezden gelmek değildir. Tam tersine, kendimizi objektif biçimde değerlendirebilmek, kendimize hatalarımızdan öğrenme fırsatı yaratabilmektir. Çünkü bir hata, bize bir şey öğrettiğinde artık hata olmanın dışında kalır. Onun üzerine yeni bir anlayış, yeni bir tutum inşa edebiliriz. Bu sebeple duygularımız ve kendimizle kurduğumuz ilişkide öz-şefkat kavramı bize daha şefkatli bir yolun da mümkün olabileceğini hatırlatır.

Uygulama: Şefkat Kavanozu

Günlük yaşamınızda kendinizi takdir ettiğiniz, nezaket gösterdiğiniz, olumlu, başarılı, keyifli ya da sizi iyi hissettiren küçük–büyük her deneyimi fark ettiğiniz anları küçük kağıtlara not edin, tarih atın ve boş bir kavanoza bırakın.

Örneğin; “Zor bir durumda sakin kalmayı başardım”, “Bugün kendime dinlenme hakkı tanıdım” ya da “Bu sabah kahvemi içmek bana huzur verdi” gibi cümleler yazabilirsiniz.

Günün belirli bir zaman diliminde her gün en az bir not bırakmak, ve daha sonra belirli aralıklarla (haftada bir, her ayın sonu) notlarınızı okumak kendinize duyduğunuz şefkatin artmasına ve pekişmesine olanak sağlayabilir.

Referans
Germer, C. K. & Neff, K. (2018). Öz şefkatli farkındalık uygulama rehberi. Diyojen Yayıncılık

© 2025 by Alara Torunlu. Powered and secured by Wix

bottom of page