top of page

EMDR Terapisi ve İyileşme Üzerine

Doğduğumuz andan itibaren çevremizle kurduğumuz ilişkiler aracılığıyla pek çok deneyim biriktiriyoruz. Ailemiz, arkadaşlarımız ve sosyal çevremizle olan yaşantılarımız benliğimizin şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Benliğimizi oluşturan ilişkisel ve duygusal deneyimlerden bazıları destekleyici ve geliştirici olabilirken, bazıları ise zorlayıcı, sarsıcı ve travmatik olabilir.

Travma duygusal olarak bizi sarsan, kişiliğimize, ruhumuza, bedenimize karşı bir saldırı veya ihmal durumunu içeren her türlü olaydır. Duygusal olarak zorlandığımız, kaldıramadığımız olayların her biri travma olabilir. Bir olay sinir sistemimiz tarafından travmatik olarak algılandığında olaya dair rahatsızlık veren sesler ve görüntüler gözümüzün önünde aniden beliriverir ve hatırlamaktan öte, olay sanki o esnada tekrar yaşanıyor gibi hissedilir. Yani, geçmiş ‘’şimdi’’ olur. Travmatik anı çeşitli uyaranlar tarafından tetiklendiğinde (bir koku, bir ses, bir ortam) olay esnasında hissedilen duygular ve bedensel duyumlar yeniden deneyimlenebilir. Bu durum, şimdiki zamana yönelmemizi zorlaştırarak ilişkilerimizi ve dengemizi sarsabilir.

Beynimizin bilgi işleme sistemi tarafından yeterince işlenmemiş anılar yalnızca ruh sağlığımız üzerinde değil, aynı zamanda fiziksel sağlığımız üzerinde de etkili olabilir. Sürekli tetikte olma hali, kaygı, huzursuzluk, uyku bozuklukları, yeme alışkanlıklarında değişiklikler, dikkat sorunları ya da bedensel ağrılar gibi belirtiler travmanın bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.

Değişim Nerede Başlar?

Travma beynimizin öz iyileşme kapasitesini devreye sokmasını engelleyen olaylar karşısında yaşadığımız bir durumdur. Yer ve zaman oryantasyonumuzu, gerçeklik algımızı, duygularımızı, düşünce stilimizi etkiler. Ancak beynimiz nöroplastisite özelliği sayesinde kendi kendini onarma kapasitesine sahiptir. EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapisi beynimizin öz iyileşme sürecini harekete geçiren güçlü bir yaklaşımdır.

EMDR terapisi, çift yönlü uyarım ile (göz hareketleri, dokunsal uyarılar veya işitsel uyaranlar) sağ ve sol hemisferi eş zamanlı olarak uyarır. Böylece beynin bilgi işleme mekanizmasını yeniden aktive eder. Bu sayede kişi, geçmiş travmatik anılarına bugünkü yetişkin bakış açısıyla yaklaşabilir; o anılara eşlik eden yoğun olumsuz duygular ve inançların yerine daha sağlıklı, dengeli bir bakış açısı kazanabilir.
Çift taraflı uyarımlar, beyinde yeni sinaptik bağlantıların oluşmasını destekler ve yeniden işlemleme sürecini başlatır. Bu süreçte kişi sadece travmayı yeniden yaşamakla kalmaz, aynı zamanda o deneyime dair yeni bir anlam kazanır.

Birçok kişi, geçmişte yaşadığı olaylar nedeniyle bugün kendini “yeterince iyi” hissetmekte zorlanabilir. Bu his, çaresizlik, değersizlik, güçsüzlük, önemsizlik gibi negatif kognisyonlarla birleşerek kişinin yaşamla olan bağını zayıflatabilir. EMDR, bu inançların köklendiği anı ağlarıyla çalışarak travmatik hikayeyi yeniden yazma şansını sunar.

EMDR’ın kullanım alanları:
• İlişki ve bağlanma sorunları
• Stres ve kaygı bozuklukları
• Panik bozukluk
• Öfke yönetimi
• Depresyon
• Sınav kaygısı
• Kayıp ve yas süreçleri
• Yeme bozuklukları
• Migren ve fibromiyalji
• Obsesif kompulsif bozukluk (OKB)
• Davranışsal bağımlılıklar
• Özgüven eksikliği
• Performans kaygısı

Kaynakça
Shapiro, F. (2001). Eye movement desensitization and reprocessing (EMDR): Basic principles, protocols, and procedures (2nd ed.). The Guilford Press.

© 2025 by Alara Torunlu. Powered and secured by Wix

bottom of page